Anadolu’nun Mutlaka Görülmesi Gereken Tarihi Yerleri

1
Stratejik konumu, verimli toprakları ve doğal güzellikleriyle her dönemde ilgi odağı olan Anadolu, yeryüzünün en eski yerleşkelerini barındırmıştır.  İnsanın serüvenine ve uygarlığın gelişimine ettiği tanıklığın izleri hala bu topraklarda, bizleri ve keşfedilmeyi bekliyor.

1. Göbeklitepe – Şanlıurfa
2

Şanlıurfa’ya 15 km. uzaklıktaki Göbeklitepe, insanlık tarihi adına bilinen ne varsa yeniden gözden geçirmeye sebep olan, muhteşem bir gizem barındırıyor.  Elde edilen verilere göre buradaki yapılar,  günümüzden tam 12.000 yıl önce inşa edilmiş dünyanın ilk tapınaklarıdır.

Yapılış yılından yaklaşık bin yıl sonra onlarca ton toprak ve çakmaktaşları ile tamamıyla gömüldüğü bilinen Göbeklitepe’nin neden gömüldüğü, nasıl gömüldüğü ise henüz bilinmiyor.

Henüz, 20 kadar tapınağın sadece 6’sı gün yüzüne çıkarılabilmiş. 1995 yılında arkeolog Prof. Klaus Schmidt tarafından Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün desteğiyle başlayan kazılara halen devam ediliyor.

2. İshak Paşa Sarayı – Ağrı
3
İshak Paşa Sarayı, Ağrı Dağı’nın yakınında, Doğubayazıt’ın 5 kilometre uzağında bulunan bey kalesidir. 1784 yılında yaptırılan saray, Osmanlı üslubunu yansıtır, imparatorluğun doğusu için Topkapı Sarayı kadar önem taşımıştır.

Yüksek bir tepe üzerinde bulunan saray, muhteşem mimarisi ve manzarasıyla göz doldurmaktadır.

3. Anadolu Medeniyetler Müzesi – Ankara
4
1997 tarihinde Avrupa’da “Yılın Müzesi” seçilen Anadolu Medeniyetleri Müzesi; Anadolu’nun köklü tarihini bugüne taşıyan, kendine özgü koleksiyonları ile dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alıyor. Anadolu arkeolojik eserleri Paleolitik Çağdan başlayarak günümüze kadar, kronolojik bir sırayla sergilenmektedir.

4. Olympos Beydağları Milli Parkı – Antalya
5
Antalya’nın Kemer ilçesine bağlı olan bölge,  Antik Likya Bölgesi içindedir. Doğal ve tarihi güzellikleri ile yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan bölge, sit alanı olarak korunmaktadır.  Park sınırları içerisinde doğal plaj ve koylar, kuruluşu M.Ö. 2. yüzyıla dayanan antik şehirler vardır.  Çıralı Sahili’nde denize ve güneşe doyabilir, Olympos antik kenti ve Yanartaş’ı gezebilir, Millî Park’ta derin bir nefes alabilirsiniz.

5. Side Antik Kenti – Antalya
6
Tarihi M.Ö. 7. yüzyıla dayanan Anadolu’nun en önemli antik kentlerinden biri olan Side Antik Kenti 400 m. genişliğinde, 1 km. uzunluğunda bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Her ne kadar Lidya krallığı hakimiyetinde geçirdiği yıllardan çok fazla kalıntı bulunmasa da M.Ö. 5. yüzyılda kendi parasını bastığı, M.S. 2. yüzyılda bile dili ve yazısını muhafaza ettiği bilinmektedir. Liman yakınında Apollon ve Athena adına inşa edilmiş tapınakları, Side Müzesi ve Antik Tiyatro’yu görmeden geçmeyin.

6. Assos -Çanakkale
7
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde, Edremit Körfezi’nin kıyısında ve Lesbos Adası’nın (Midilli) karşısında yer alan antik kent, antik çağların önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Kesinlik kazanmamakla birlikte, bulunan kalıntılar, Tunç Çağı’nda (M.Ö.3000-1200) burada yaşayanların olduğunu göstermektedir. Dünyanın en önemli filozoflarından olan Aristotales M.Ö. 347-344 yılları arasında burada bir felsefe okulu kurmuş ve yaşamıştır. Köyün en tepesinde, 238 metre yükseklikte bulunan Athena Tapınağı ve muhteşem manzarasıyla Assos ilham vermeye devam etmektedir.

7. Midas Antik Kenti (Yazılıkaya) – Eskişehir
8
Frig Vadisi olarak adlandırılan bölge, Eskişehir Seyitgazi ve Han İlçeleri sınırları içinde kalır.  Frig Kaya Anıtları’nın en görkemlisi olan Yazılıkaya,  M.Ö. 7. yüzyılda yapılmıştır. Vadi, Arkeolojik Sit alanı ve Doğal Sit Alanı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

8. Hatay Müzesi – Hatay
9
Hatay Arkeoloji Müzesi adıyla da bilinen müzedeki mozaik eserler, dünya çapında haklı bir üne sahiptir. Kronolojik olarak M.S 2. yüzyıldan M.S. 6. yüzyıla kadar uzanan dört yüz yıllık dönemde üretilen mozaiklerde, mitolojik konular, çeşitli inanç ve günlük hayat unsurlarının tasvirleri, geometrik ve bitkisel süslemeler işlenmiştir. Mozaik koleksiyonu dışında; sikke koleksiyonu müzenin en önemli koleksiyonudur. Hititler dönemine ait tarihi eserler de müzede yer almaktadır.

9. Efes Ören Yeri – İzmir
10
İlk kuruluşu M.Ö. 6000 yıllarına uzanan Efes, İzmir’in Selçuk ilçesi sınırları içindedir. Helenistik ve Roma dönemlerinde en görkemli zamanlarını yaşayan Efes, Asya eyaletinin başkenti ve en büyük liman kenti olarak 200.000 kişilik nüfusa sahipti.  Artemis Tapınağı, Celsus Kütüphanesi, Meryem Ana Evi, Hadrian Tapınağı gibi çok sayıda görülmesi gereken tarihi eseri barındırmaktadır.

10. Mevlana Müzesi – Konya
11
Konya’da, Mevlâna Külliyesi olarak bilinen yapı kompleksinde yer alır; 1926’tan beri müze olarak ziyarete açılmıştır. Müze alanı, bahçesi ile birlikte 18.000 m²ye ulaşmıştır. Derviş hücreleri, türbeler, semahane, mezar gibi bir çok yapıyı barındıran müze, Türkiye’nin Topkapı Sarayı’ndan sonra en çok ziyaret edilen müzesidir.

11. Kapadokya – Nevşehir
12
Avanos, Ürgüp, Göreme, Uçhisar, Ihlara Vadisi, Derinkuyu gibi bölgeleri kapsayan Kapadokya, peribacaları ve yeraltı şehirleri ile dünyaca ünlüdür. Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerden oluşan tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırmasıyla ortaya çıkan peribacaları, gören herkesi büyülemektedir. 1985’ten beri dünya mirasları arasındadır.

12. Nemrut Dağı Milli Parkı- Adıyaman
TR006961
Adıyaman ili, Kahta ilçesindeki ören yeri; Kommagene Krallığı’nın bir antik kentini de barındırır. Kommagene Kralı Antiochos’ın türbesi Helenistik dönemin en iddialı yapılarındandır. Muhteşem manzarasıyla bilinen Nemrut Dağı, 1987’de UNESCO tarafından Dünya mirası alanı ilan edilmiştir.

13. Deyrulzafaran Manastırı – Mardin
14
Süryani Kilisesi’nin önemli merkezlerinden biri olan manastır; 1932’ye kadar Süryani Ortodoks patriklerinin ikametgah yeriydi. M.S. 5. yüzyılda; milattan önce Güneş Tapınağı, daha sonra da Romalılarca kale olarak kullanılan bir kompleks üzerine inşa edilmiştir. Bir açık hava müzesi olarak bilinen Mardin’in, en önemli ziyaret yerlerinden biridir.

14. Sümela Manastırı – Trabzon
15
Sümele Manastırı, Trabzon’un Maçka ilçesi sınırlarındaki Karadağ’ın eteklerinde, sarp bir kayalık üzerine kurulmuştur. Manastır ismini, üzerinde kurulmuş olduğu dağın, tarihteki ismi olan Mela’dan almıştır.  M.S.4. yüzyılda inşa edilmiş, 18.yüzyılda yenilenmiş, 19.yüzyılda yapılan ek bölümlerle ihtişamlı görüntüsünü kazanmıştır. 

Yorum Bırak