Bildiğimiz sıradan bir markette salçanın 10 TL olduğunu görünce bi yazıyı yazmak şart oldu. Dolar ve Euro almış başını gidiyor, mal alan alamıyor, mal satan satamıyor, kredi kartlarına abananlar ödeyemiyor, birikimi olmayanlar sürünüyor. Toplu bir batış halindeyiz.  Ama ekonomik kriz, birileri için fırsattır da derler. Elbette, bu deyimi asıl kullanım amacındaki gibi almayacağım. Bu krizi özgürleşmek, elinizden alınan hayatı, elinizden geldiğince yeniden kurmak için kullanabilirsiniz. Bu sırada evrene de bir faydanız dokunabilir. Yani, bu çözümler organik, ekolojik, doğa dostu 🙂

 

1. Bankalarla ilişkinizi minimuma indirin.

Ola ki kredi kartlarınız borçsuz ise, kapatın. Borçlu ise, bir daha dokunmamak üzere dolabın üstüne kaldırın. Elinizde para varsa harcayın, yoksa artık harcamayın. Çünkü bankalar iliğinizi sömürmeye devam edecek. Yarınınızı borca sokacak. Sinsi bir gölge gibi sizi izleyecek borçlarınız, bankadan gelen telefonlar sinirlerinizi bozacak. Tez elden kredi kartlarınızdan kurtulmaya bakın. Para kartınız her işi görür.

 

 

2. Fazla eşyalardan kurtulun.

Uzun bir süre evinizden uzak kalsaydınız aslında ne kadar az eşya ile yaşadığınızı fark ederdiniz. Dolabınız gün gelir giyeceğim diye düşündüğünüz kıyafetler, ayakkabılar ile dolu. Mutfak dolabınız eşya dolu. Evin her tarafı dolu dolu. Temizlik yapın. Bir gün giyerim diye beklediğiniz, ve hiç günü gelmeyen kıyafetleri elden çıkarın. 2.el sitelerinde satabilirsiniz, ihtiyacı olana verebilirsiniz. Siz de aynı şekilde 2.el almaya gayret edin. Bir tişörtün yapılması için bile harcanan elektriği, suyu düşünün. Asya’da fabrikalarda bedavaya çalıştırılan köle işçileri düşünün. Marka ve moda diye size satılanları, beyninizi yıkayanları düşünün. Ha, alacaksınız da iyi bir şey alın. Bir kere alın. Yıllarca kullanın.

via GIPHY

 

3. Dönüştürün.

Bozulan, azıcık yıpranan, yırtılan eşyalarınızı tamir edin, en iyisi işi bilene ettirin. Ayakkabılarınız, giysileriniz, çoraplarınız, bozulan, eskiyen eşyalarınız… Hemen çöpe atmayın. Yoksa çöpe ve borca batmaya devam edeğiz. Zanaatkarların ekmeğine katkınız olsun, ve daha uzun süre kullanacağınız eşyalarınız… Ya da dönüştürün. Eski bir tahta parçası, güzel bir kahve masasına dönüşebilir. Cam bir içki şişesi, zeytinyağlığa… Hayal gücünüz size yeter.

 

4. Doğala dönün.

Size kimsenin nasıl güzel/yakışıklı/seksi olacağınızı dayatmasına izin vermeyin. Hayvanların deneylerde kullanıldığı kozmetik sektörü hem cana hem mala kast ediyor. İçeriklerindeki kimyasallarla bedeninize ve doğaya, size dayattığı güzellik anlayışıyla da spiritüel gelişiminize etki ediyor. Makyaj malzemelerinizi son kez kullanın. Bittikten sonra makyajı da bırakın. Cildinizin ihtiyaç duyduğu nemlendirici vs. için doğal malzemeler satın alın ve evde yapın. Hem üretin hem tüketmeyin. Hem de özgürlüğünüzü ilan edin!

via GIPHY

 

5. İhtiyacınızı Üretin

Biliyorum ki evinizin bahçesi yok ama ya balkon? Bir kısım sebzeyi yetiştirebilirsiniz. Ufak da olsa mutfağa katkı sağlayabilir, hem de bir bitkiyi sevebilirsiniz. Sevgi herhalükarda size iyi gelir. Mutfak artıklarınızdan kompost yapıp hem çöpünüzü azaltabilir hem de bitkilerinize organik gübre yapabilirsiniz.

 

6. İçki ve sigaranız varsa, büyük yük teşkil eden bu kalemlerin yükünü alabilirsiniz. Tütüne geçin. Elinizde sarın. Hem daha ekonomik, hem de ister istemez daha az içmeye başlayacaksınız. Bir süre sonra paket almak istemeyeceksiniz. Philip Morris’in varislerini zengin etmek zorunda değil hem kimse. Bira sevenler için bira kiti mevcut. Markette satılandan çok daha ucuza, çok daha çeşitli, çok daha lezzetli bira yapabilirsiniz. Keza şarap da. Bunlar yasal. Bir sıkıntı yok. Mis. El emeği. İçmeye kıyamayacaksınız.

via GIPHY

 

7. Yürüyün

Benzin fiyatı arttıysa bu size iyi gelebilir. Ayağınızı azıcık gazdan kesin. Toplu taşım araçları kullanın. Yürüyebileceğiniz mesafelere yürüyün. Bisiklete binin. Hem masrafınız azalır, hem havadaki karbonmonoksit, etraftaki gürültü… Hem de kilo verir ve dinçleşirsiniz.

 

8. Az yiyin. Öz yiğin.

Eve abur cubur, gazlı içecek vs. sokmayın. Kötü gıdaya para harcamayın. Siz sağlıklıysanız gerisi boş. Hastane boş, eczane boş 🙂

 

9. Dışarıda yemeğe içmeye para harcamayın. Suyunuzu, kahvenizi, çayınızı yanınızda matarayla taşıyın, plastik çöplerinden evreni kurtarın, starbucks masrafından kendinizi. Yanınıza evde hazırladığınız ufak sandviçler alın. Mekanlarda oturmak yerine, parklara gidin. Bol bol yürüyüş yapın. Açık havanın tadını çıkarın.

 

10. Yediğiniz etlerin hiç tadı tuzu yok değil mi? Ucuz et berbat, iyi et pahalı. Hayvanlar perişan. Üstelik kötü beslendikleri, ilaç verildikleri için de sağlıksızlar. Eti mümkünse beyaz kırmızı demeyin, bırakın. Bırakamıyorsanız azaltın. Hem bütçenize, hem de üretim fabrikalarında acı çeken bu hayvanlara bir faydanız olsun. Hadi olaya duygusal yaklaşmıyorsunuz diyelim; hormonlu, ilaçlı, gün yüzü görmeden, doğal beslenmeyen bir hayvanın etinden size hayır gelmez. Kendinizi düşünün olmadı. Kalp ve damar sağlığı da bonus!

via GIPHY

 

11. Yerli üretimi destekleyin.

Yerli üretici iseniz daha iyi kalite mal üretmek için çaba sarf edin. Yerli üretici hak ettiğini kazansın, siz de sağlıklı ve uygun fiyatlı besin tüketin. El birliğiyle!

12. Ekmeğinizi, yoğurdunuzu, deterjanınızı, temizlik malzemenizi evde yapın.

13. Browser’ınıza adblock vb. reklam engelleyicileri ekleyin. Sizi taciz etmelerine izin vermeyin.

via GIPHY

 

Yukarıda yazdıklarımı yaparsanız, tv ya da telefon karşısında öldürecek vaktiniz pek kalmayacak. Kitabınızı alın, türk kahvenizi yapın, koltuğunuza uzanın 🙂

 

Yazı için Dişi Sözlük’e ve Hay Bin Kunduz’a teşekkür ederiz.